bahattin abi

beyoğlu'nda küçük bi çay ocağında
duvara asılmış bi şiirdin sen.
afiş balyalarının kestiği ellerimizi iyileştirip,
plastik bardaklara doldurduğu şarapla güzelleştiren bi adamdın.
o vakitler tanıdığımız en iyi adamdın.
...
kolumdaki bıçak yarasını görünce çok kızmıştın.
e biz hayatı babaevinin cam güzelleri olarak yaşamıyoduk.
az biraz kanıyoduk.
öyle öfkeli bakmıştın ki, kalkıp iki tokat atarsın diye bekliyodum.
yapmadın.
neticede iyi adamdın.
...
hakkında hiçbi fikrimizin olmadığı şeyler için harcıyoduk ömrümüzü:
aşk'mış, özgürlük'müş, devrim'miş...
hiç kavuşamadığımız olmamıştı ki aşkı bilelim.
hiç esir düşmemiştik ki özgürlükten anlayalım.
hiç götümüz yememişti ki devrim yapalım.
anca bira içiyoduk.
başka bişi yoktu.
ha, bi de sana geliyoduk.
çay ocağında, kanlı ellerimize iliştirdiğin plastik bardaklarda şarap içiyoduk.
sen bizi anlardın, iyi adamdın.
...
sizden kaç kişi kaldı, diye sorarsan eğer
hepimiz hayvan gibiyiz.
aşk'mış, özgürlük'müş, devrim'miş...
hepsini biliyoruz artık.
ama 'ol'amıyoruz bi türlü.
hayatlarımızdan eksildikçe iyi adamlar,
bi boka yaramıyo öğrendiklerimiz.
arada kalıyoruz.